HABERLER

Türk Tekstil Terbiye Sektörü Dünya Liderliğine Koşuyor

Türk tekstil terbiye sektörünün global pazarda önemli bir yeri olduğunu vurgulayan sanayiciler, potansiyeli olan bir sektörün ancak kolektif ve bütüncül bir şekilde hareket ederek en tepeye çıkabileceği görüşünde.

Türk tekstilinin dinamosu tekstil terbiye sektörü 600 adet fabrikası, bilgi birikimi, üretim kapasitesi ve kalitesi ile doğal elyaf denilen pamuk ve viskon elyafl ardan üretilen başta örme kumaşlarda dünya liderliğine oynuyor. Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği (TTTSD) ve DÜNYA Gazetesi'nin ortaklaşa düzenlediği yuvarlak masa toplantısında Türk Tekstil Terbiye sektörünün global pazarda lider olabilmesi adına uygulanması gereken stratejiler konuşuldu.

Türk tekstil terbiye sektörünün global pazarda önemli bir yeri olduğunu söyleyen sanayiciler, potansiyeli olan bir sektörün ancak kolektif ve bütüncül bir şekilde hareket ederek en tepeye çıkabileceği görüşü etrafında birleşti. Tekstil terbiye sektörünün olması gerektiği yerde olmadığını savunan TTTSD yönetimi, makina üreticilerinden boya üreticilerine kadar tekstilin her alanın katma değeri yüksek ürün üretilebilmesi için beraber çalışması gerektiğinin altını çizdi. Toplantıya DÜNYA Gazetesi Yazarı Dr. Rüştü Bozkurt ve TTTSD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat moderatörlük yaptı.

Vehbi Canpolat: 
Türk tekstil terbiye sektörünün gücünü ülkeye hissettiremiyoruz

Toplantıda ilk sözü alan Migiboy Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve TTTSD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat, "Biz 'Türkiye'deki tekstil terbiye sektörü dünya liderliğine oynuyor' sözünü söylerken boşuna demiyoruz. Global pazarda doğal elyaf şeklinde tabir ettiğimiz pamuk ve viskon grubunda başta örme kumaş olmak üzere en iyi terbiye edilen yer Türkiye'dir. Bu konuda altyapımız var. Eğer siz bana kapasite olarak sorarsanız Türkiye, Çin ve Hindistan'dan sonra 600 adet fabrikasıyla üçüncü ülkeyiz" dedi. Türk tekstil terbiye sektörünün iki temel sorunu olduğuna vurgu yapan Canpolat, "Türk tekstil terbiye sektörünün gücünü ülkeye hissettiremiyoruz. İkinci problemimiz ise tekstil sektörünün genel problemi olan sektördeki algının Türkiye'de gereken yerde olmaması. Bunu her seferinde her platformda da dile getiriyorum" şeklinde konuştu.

"STK'lar olarak yeterince anlatamazsak başarılı olamayız"

Tekstil terbiye sektörünü yeterince anlatamadıklarını savunan Vehbi Canpolat, "STK'lar olarak tekstilin gücünü anlatamazsak ülkede bunun farkına varmaz. Şu an birkaç bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Türkiye'nin 30 milyar dolar konfeksiyon ve kumaş ihracatı var. En az 35 ila 40 milyar dolar arasında ülkenin iç piyasasında dönen bir meblağ var. Toparlarsak 60 milyar dolarlık bir ticaret hacmine sahibiz. GSMH'i 800 milyar dolar olarak düşünürsek 60 milyar dolar ciddi bir rakam. Ama biz bunu anlatamıyorsak başkasında kabahat bulmamamız gerekir. Burada kabahat bizim" şeklinde konuştu.

"Lokal akreditasyon merkezi kurulmalı"

Tekstil ve tekstil terbiyenin ülkedeki geleceği hakkında konuşan Vehbi Canpolat, "Çevreye ve insan sağlığı ile dost olan "green textile" üretimi yapmak Türkiye'nin imajını geliştirecek. Çünkü yurtdışında Green Textile'e bakış açısı çok daha iyimser. Bu daha da gelişecek ileriki yıllarda. Türkiye green textile üretimi yanında, üretim esasların belgelendirecek lokal bir merkez kurmalı. Çünkü siz çevreye duyarlı bir ürün yapabilirsiniz ama bunu belgelediremedikten sonra bir anlamı yok. Bunun yanında tekstil terbiye sektörünün de Ar-Ge merkezleri kurarak, geliştirme anlamında daha çok emek harcaması gerektiğine inanıyorum. Desen, tekstil sektörünün önemli ögelerinden biri. Bizim Ar-Ge merkezi kanalıyla daha çok ürün ve desen geliştirmeyi hedeflememiz gerekiyor" dedi.

Kayhan Ünsal: 
Enerji ve işçilik gibi kalemlerde daha dikkatli olmalıyız

Sektörde teknolojik yatırımlara ağırlık verilmesi gerektiğinin altını çizen TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekay Kimya Genel Koordinatörü Kayhan Ünsal, "Tekstil boyahane tarafında suyun kullanımı önemli. Kafa yormamız gereken enerji ve işçilik harcamaları, makine yatırımları gibi kalemleri doğru bir şekilde nasıl yönetiriz bunları incelememiz gerekir. Bunun yanında tekstil terbiye sektörü olarak birlik olamıyoruz" şeklinde konuştu.

Kemal Oğuz:
Diğer sektörlerle yeteri kadar işbirliği içinde değiliz

Global pazardaki liderliğin önündeki en önemli engelin diğer sektörlerle yeterince irtibat kuralamaması olarak açıklayan TTTSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Temtaş Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Oğuz, bazı hammaddeleri yurt dışından ithal edilmesinin yarışta kendilerini zorladığını ifade etti ve şu şekilde devam etti: "Örnek vermek gerekirsek daha biz örme makinası da yurtdışından getiriyorsak, liderliğe oynamamız zorlaşır. Her üretim alanının bir ekosistemi var. Bu sektöründe ekosistemi olmalı. Dolasıyla girdi aldığımız ve girdi verdiğimiz sektörlerle ilişkilerimizi ne kadar artırırsak dünya liderliğine oynama hızımız o kadar artar."

"Bürokrasi STK'lara kulak vermeli"

Ülkedeki siyasi tabanın karar vermeden önce STK ve derneklerden görüş alınmasının daha yararlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Kemal Oğuz, "Bürokrasinin şu sıralar gündeminde fabrika bacaları var. Bacaların saldığı gazın kokusu sebebiyle her bacaya yaklaşık 100'er bin euro harcayaracak bir filtre taktırmamız gerekiyor. Atık yönetimi ve sektörün ihtiyaçlarını daha iyi analiz edebilmesi adına TTTSD'den ve ya diğer kuruluşlardan görüş almalı diye düşünüyorum" dedi.

Markalaşmanın önemine dikkat çeken Kemal Oğuz, ülke imajını değiştirmeden liderliğe yürümenin çok zor olduğunu ifade ederek konuşmasına şu şekilde devam etti: "Markalaşmalıyız çünkü yurtdışı pazarına bakarsanız güçlü markaların Alman, Fransız, İtalyan ve ya Amerikan olduğunu görürsünüz, dolasıyla imajı değiştirerek ve marka oluşturarak ilerlemeliyiz."

Faruk Özpınar:
Sektörü tanıtım kısmında sıkıntılarımız var

Tekstil sektörünü turizm sektörüyle karşılaştıran TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi ve Özyurt Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Özpınar, sektörlerini medya ve benzeri kanallarla tanıtmada sıkıntı çektiklerini vurguladı. Türkiye'deki istihdamın önemli bir kısmının tekstil sektörünü karşıladığını hatırlatan Özpınar, "Buna rağmen turizm sektörü kadar kendimizi anlatamıyoruz. Burada kendimizi suçluyorum çünkü bağırmazsak, kimse bizi duymaz. Kendimizi ülkeye anlatmalıyız" diye konuştu.

Bunun yanında sektörün makinelerinin eskidiğini söyleyen Özpınar, "Teknolojik olarak makinelerimiz eskidi birçoğumuzun. Trendleri sıkı takip etmek gerekiyor. Yeni makinelerin içinde otomasyon çok daha fazla ve az enerji tüketiyorlar. Dolasıyla tüm makinelerimizin yenilenmesi şart" dedi.

Alp Kulelioğlu:
Önemli avantajlarımız tecrübemiz ve altyapımız

Türkiye'nin diğer ülkelerle rekabet edebilmesinin arkasında tecrübe ve altyapı bulunduğuna dikkat çeken TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi ve Zeynep Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Alp Kulelioğlu, "Aslında tecrübemiz Sümerbank'a kadar dayanıyor. Tam anlamıyla 80'ler sonrası diyebiliriz. Lider olabilme konusunda bizi zorlayan en önemli konu devamlılık. Avrupa'da kurulan bir fabrikada kurulduktan sonra enerji kaynağı ve sistemi kolay kolay değişmez. Ama bize baktığınızda şartlar çabuk değişiyor. Örneğin fabrikam fuel-oil ile başladı. Sonra sırasıyla doğalgaza ve kömüre geçti. Şimdi yine değişmesi gündemde. Yani fabrikada yapılan her değişim bir yatırım yani sokağa atılan paradır" dedi. Bunun yanında sektöre bazı sınırlamalar getirilmesi gerektiğini savunan Kulelioğlu, "Arz fazlalığı olmamalı. Yani yaptığımız işin karşılığını alabilmemiz için disiplinin bozulmasına sebep olan bir arz fazlalılığı var. Yeni tesisler bu şekilde kurulmamalı. Kuruldukça mevcutlar zarar görüyor. Yeni yatırımlara disiplin getirilmeli" şeklinde konuştu.

Ali Osman Kilitçioğlu:
Kalifiye tekstil mühendisi yetişmezse geriye gitmemiz kaçınılmaz

Tekstil mühendislerinin mezun sayısının tekstil sektörünün taleplerini karşılamadığını aktaran TTTSD Yönetim Kurulu üyesi ve Altınyıldız Dış İşler Koordinatörü Ali Osman Kililtçioğlu "Yıllık mezun sayılarına baktığımızda tesis başına bir kişi bile düşmüyor. Sayı son derece az. Eğer bu sayı artmaz, Türkiye'de kalifiyeli tekstil mühendisleri yetişmezse sektörün geriye gitmesi kaçınılmazdır. Sektörde sağlanan istihdamın tamamı en azından tekstil meslek lisesi öğrenimi görmüş olması gerekir. Bunun yanında Apre ve terbiye tesislerinin mutlaka Ar-Ge bölümleri olmalı. Üst seviyede kumaşlar ancak orada üretilebilir. Su tasarrufu konusu da son derece önemli. Kullandığımız su miktarı çok fazla. Bunun için makinenin başında, çevresinde ve üzerinde geri kazanıp tekrar kullanmamız şart. Tabii elyafl arda usta olmamıza rağmen, sentetik elyafl arda Kore bariz üstün. Onlarla işbirliği yaparak o alanda da ilerleme kaydedebiliriz" diye konuştu.

Halil Aksoy:
Türkiye'nin örgü terbiyesinde açık ara liderliği var

Yurt dışındaki birçok tekstil merkezi sayılabilecek yerde bulunduğunu dile getiren TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denge Kimya Genel Müdürü Halil Aksoy, "Özellikle örgü terbiyesinde Türkiye'nin açık ara liderliği söz konusu. Ama şunu da belirtmeliyim ki; daha önceki yıllarda Çin, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerle Türkiye arasındaki fark çok fazlaydı. Fakat şimdilerde bu farkın kapandığını görüyoruz. Bu farkı tekrar açabilmesi için birinci olarak konfeksiyonun olduğundan daha gelişmesi gerekiyor. Çünkü tekstil terbiyenin müşterisi konfeksiyon. İkinci viskon elyafı üretmemiz lazım. Bunun için de endüstriyel tarımı desteklememiz gerekiyor. Ayrıca makinecilerin, kimyacıların ve tekstilcilerin işbirliği yapması fikrini ben de destekliyorum" dedi. Boya üretiminde Hindistan ve Çin'in başı çektiği bilgisine veren Halil Aksoy şunları söyledi: "Şu anda reaktif boya ve ya bir pigmenti üretmek çok anlamlı bir hareket değil. Çünkü hammadde kaynakları tamamen yurt dışında. Bunun yerine dijital baskıda pigment boyayı Koreliler üretmeye başladılar. Çalışmaları devam ediyor. Bu konuda Korelilerle yarışabiliriz ve hammaddesi dışarıda bile olsa farketmez, katma değerli bir ürün üretip satabilme şansına sahip oluruz."

Fethi Özkök: 
İnsan kaynağı bakımından gerileme var

Sektörde bu sorunların yanı sıra insan kaynağında da ciddi bir gerileme olduğunu ifade eden Canlar Mekatronik Genel Müdürü Fethi Özkök, "Ben 94 yılında üniversiteye girdiğimde tekstil mühendisliği bölümü puanları ile tıp bölümü puanları birbirine denkti hatta daha yüksekti. Bugün hiç kimsenin tercih etmediği bir bölüm haline geldi. Malesef 10 sene sonra eğer önlem almazsak bunları da konuşamayacağız. Bunun yanında şirketlerdeki müdür profiline bakın. Değiştikçe ve gençleştikçe bilgi seviyesi aşağıya iniyor. Bu sebeple tekstil mühendisliği bölümü tekrar hakettiği yeri bulmalı diye düşünüyorum" dedi.

Kendisinin 20 yıldır bu sektörde olduğuna dikkat çeken Fethi Özkök düşüncelerini "Buradaki herkesin bilgi birikimi ve tecrübesi çok büyük. Bu bilgi birikimini düşündüğümüzde bunu çok iyi fiyatlara satabiliyor olmamız lazım. Fakat şu an için bunları gerçekleştiremedik. Bunun en büyük sebebi fason üretim yapmamız ve markalaşamamamız. Kendi içimizde çok başarılı markalarımız var. Bu sayıyı artırmalı ve Zara, H&M gibi markaların seviyesine getirmeliyiz" şeklinde belirtti.

Haberin Detayları

NKÜ AKADEKİP Seminerleri 3

NKÜ Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği bölümü

İle yürütmekte olduğumuz AKADEKİP programı çerçevesinde

AKADEKİP SEMİNERLERİ nin üçüncüsü ;

12 Ekim 2017 Perşembe günü  12.30 - 14.00 saatleri arasında  Derneğimiz Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Temiroğlu  tarafından

Kişisel Başarı konulu olarak NKÜ Mühendislik Fakültesi Çorlu Kampüsü Konferans Salonunda yapılmıştır.

Seminere Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Vehbi Canpolat, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Oğuz , Yönetim Kurulu Üyesileri Faruk Özpınar ve Ali Osman Kilitçioğlu  katılmışlardır.

 

Haberin Detayları

AKADEKİP Seminerleri 3

MAKALE DÜZENLENİYOR
Haberin Detayları

2. Akdeniz Pamuk Yolu

 

Dernek Başkanımız Dr. Vehbi Canpolat' nda katıldığı

İzmir Ticaret Borsası ve Yunan Pamuk Birliği (HCA) işbirliğinde düzenlenen 2.Akdeniz Pamuk Yolu Etkinliği, Swissotel Büyük Efes Oteli, Smyrna Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte İspanya, Mısır ve Yunanistan’dan gelen pamuk sektörü temsilcileri de hazır bulundu.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İsmail Yücel, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada tarım ürünleri ticaretinde en büyük gelişmenin lisanslı depoculuk olduğuna dikkat çekti. Yücel, konuşmasında 2011 yılında başlayan lisanslı depoculuk uygulamaları ve ürün ihtisas borsasının Türkiye’nin en iyi uygulayan ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Geldiğimiz nokta itibariyle 93 tane şirket kuruldu bunların 34 tanesine lisans verdik. Ancak gidecek çok uzun yolumuz var. Ülke genelinde yaygınlaştırmak gibi ülke dışında da lisanslı depoculuk faaliyetlerini yaygınlaştırmalıyız. Bölgesel işbirliğine ihtiyacımız var. Lisanslı depoculuk faaliyetlerini 4 temel alanda destekliyoruz. Bu dört temel destek şunlar: ‘Lisanlı depoculuk faaliyetlerinde bulunan firmaların işletme kirasının yarısını karışılıyoruz. Depoya ürün koyan tacirler için gelir vergisi, kurumlar vergisi ve KDV almıyoruz. Öncelikli yatırım olarak ele aldık. Üreticilerin elektronik ürün senedini göstererek alacağı kredinin faizinin yarısını ödüyoruz.’ Bu dört temek desteğin haricinde Bakanlar Kurulu’nda görüşülen yeni destek başlıkları da var. Burada da üreticilere ve üretici birliklerine kira depolarının tamamını vereceğiz. Yetkili sınıflandırıcılarda yapılacak laboratuvar desteklerinin tamamını ve nakliye desteğini vereceğiz. Bu yolda daha çok mesafe kat edilmesi gerekir. Bugüne kadar yürüyorduk bundan sonra koşmaya başlayacağız. Ürün borsamızda bu ürün gerçek değerini bulup altın değerini kazanacak. Şirketler hisse senedine yatırım yapıyor gibi yapabilecekler. Dünyaya referans fiyatlar oluşacak” diye konuştu.
“İTB referans kaynağı”
İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ise açılışta yaptığı konuşmada dünyanın en kaliteli pamuklarının Ege’de yetiştirildiğine vurgu yaparak, “Bölgemizde tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olan İzmir, pamuk üretim ve ticaretinin de önemli merkezlerinden birisidir. Şüphesiz ki, başkanlığını yapmaktan büyük onur duyduğum İzmir Ticaret Borsası, kurulduğu 1891 yılından itibaren sadece ilimizde değil ülkemizde de pamuk ticaretinin en önemli kurumu olmuştur. Sözleşmelere dayalı olarak yapılan ticaretin bile birçok riskler taşıdığı günümüzde, İzmir Ticaret Borsası’nda milyonlarca dolar tutarındaki işlemler güven esasına göre gerçekleştirilmektedir. Borsamızda oluşan fiyatlar ülkemiz için referans olarak kabul edilmekte, kütlü ve lif pamuk ticaretine yön vermektedir” dedi.
İletişim ve bilgi teknolojilerindeki gelişme her alanda olduğu gibi pamuk ticaretinin de yapısının değiştiğini ifade eden Kestelli, “Günümüz dünyasında geleneksel ticaret yöntemleri yerine elektronik işlem platformları alıyor. Bu nedenle yüzyılı aşkın borsacılık tecrübemizin bir gereği olarak ülkemizdeki ilk pamuk lisanslı deposu olan ELİDAŞ’ın kuruluşuna öncülük ettik. Lisanslı depoya kabul edilecek ürünlerin analizlerini yapacak pamuk analiz laboratuvarı İZLADAŞ’ı kurduk. İZLADAŞ bugün dünyadaki pamuk lif analiz laboratuvarları karşılaştırma çalışması olan Bremen Cotton Round testinde çok başarılı sonuçlar alarak bizleri gururlandırıyor. Yakın zamanda faaliyete geçmesi planlanan ürün ihtisas borsasının altyapısını oluşturacak Türkiye’nin tarımsal ürünlerdeki ilk elektronik işlem platformu olan İZBEP’i pamuk işlemleri için oluşturduk.
Kalitesi dünyaca kabul edilen bölgemiz pamuklarının marka değerinin korunması ve geliştirilmesi için “ege pamuğu” ibaresi ile coğrafi işaret tescili aldık. Genetiği değiştirilmemiş tohumlardan üretilen ülkemiz pamuklarının ve bu pamuklardan üretilen tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin markalaşması için ‘GMO Free’ etiketleme çalışmasını ulusal pamuk konseyi ile birlikte hayata geçirdik. Bu çalışmamızın öneminin yakın gelecekte daha iyi anlaşılacağına inanıyoruz. Pamuk sektörü paydaşlarına doğru bilgi vermek amacıyla ege bölgesi pamuk rekolte tahmin çalışmalarını, 2000 yılından sonra uydu görüntüleri ile gerçekleştiriyoruz. 2000 yılında üye olduğumuz, dünyada pamuk tahkimi konusunda önemli kurumların oluşturduğu kısa adı CICCA olan pamuk birlikleri uluslararası işbirliği komitesinde ülkemizi temsil ediyoruz” diye konuştu.
“Pamukta ayrıcalıklıyız”
İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Barış Kocagöz ise, Türkiye’nin dünyada pamuk üretiminde ayrıcalıklı yerde olduğuna değindi. Kocagöz, “Türkiye ise pamuk, tarım ve tarıma dayalı sanayi sektörü içinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Pamuk, kendi talebini yaratan, katma değeri yüksek bir üründür.
Türkiye, Dünya’da önemli miktarda pamuk üreten, güçlü tekstil ve konfeksiyon sektörü nedeniyle aynı zamanda önemli miktarda pamuk da tüketen bir ülkedir. Bu nedenle pamuk Türkiye’nin vazgeçilmez stratejik ürünüdür. Akdeniz ülkeleri arasında da; üretim, dış ticaret ve tüketimde lider olan bir ülke konumundadır. Pamuk, Türkiye çiftçisi için daima sosyo-ekonomik anlamda tercih edilen bir ürün olmuştur.
Pamuk üretimi ve ticaretinde önemli bir kültürel birikime sahip olmamız nedeniyle, bu toplantının ülkemizde gerçekleşmesi bizim için oldukça anlamlı ve gurur vericidir. Özellikle de Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin yerini tartışma masasına getirmek isteyenlere de güzel bir mesajdır” dedi.
“Sorunlarımız ortak”
Yunan Pamuk Birliği Başkanı Vasileios Markou da Akdeniz havzasında pamuk yetiştirenlerin sorunlarının ortak olduğuna vurgu yaparak, “Akdeniz havzasında pamuk üretiminin ve tüketiminin karşılaştığı tehditler ve zorluklar ortaktır. Türkiye, Suriye, Mısır, Cezayir, Fas, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan hepsi de pamuk üreten ve tüketen ülkelerdir ve hayatlarımızın merkezindeki pamuğu nasıl daha iyi hale getirebileceğimiz, tüketicilerimize nasıl daha iyi hizmet edebileceğimiz ve gelecekte özellikle de önümüzdeki dijital çağda karşılaşılabilecek zorluklara nasıl cevap vereceğimiz konusunda bu ülkelerin açık bir diyalog içerisinde olması çok büyük önem taşımaktadır. Artan diyalog, ortak çıkarlarımız için ufkumuzu genişletirken, pamuk çiftçileri ve tüm tekstil camiası için olumlu ekonomik etkileri daha da arttıracaktır. Bu ülkelerin coğrafi benzerlik ve yakınlıkları, ticari değerleri, endüstrimizi yarınlara taşıyacak rekabetçi bir avantaj yaratmaktadır.
Pamuk üretimi Yunanistan’daki tarımsal faaliyetler ihraç edilebilir mallar arasında ilk beş sıradadır. Yunanistan’da üretilen pamuk, Yunanistan’da üretilen tüm diğer ürünler gibi GDO’suz üründür. Akdeniz ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya ihraç edilen ve tüm dünyaca tanınan çok iyi kalitede 250.000 mts (metre-ton-saniye sistemi) civarında pamuk, ortalama 250 bin hektarlık bir alanda yetiştirilmektedir. Aynısı 400 bin mts civarı üretim ile pamuk çekirdeği üretimi için de geçerlidir. Üretilen pamuk çekirdeğinin neredeyse yarısı Yunanistan’da tüketilmekte, diğer yarısı ise başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere ihraç edilmektedir” şeklinde konuştu. 

Haberin Detayları

Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi Kapanış Toplantısı

MAKALE DÜZENLENİYOR
Haberin Detayları
TÜM HABERLER

FAYDALI LİNKLER

E-BÜlten Aboneliği
Haberlerden ve duyurularımızdan haberdar olmak için lütfen kayıt olun.